ÇAĞDAŞ SANAT ÜZERİNE

Geçen haftalarda koleksiyoner gözüyle çağdaş sanat piyasasına dair kısa değerlendirmelere yer vermiştim. Bu hafta da sanat piyasasının yapı taşlarından galerilerin sahiplerine birkaç soru yönelterek sanat piyasası ve değişen dinamikleri üzerine görüşlerini almak istedim. Daire Galeri’den Selin Söl, Dirimart’tan Hazer Özil ve PG Galerinin sahibesi Pırıl Arıkonmaz sorularımı cevapladılar.

Yeni koleksiyonerler için tavsiyeleriniz nelerdir?

Selin Söl: Sergileri ve sanat piyasasını takip edip, sanatçılarla ve galerilerle aşinalık kazanmaları ve 2-3 kapsamlı sanat gazete/dergisini ( örneğin Art Unlimited, İstanbul Art News, Genç Sanat) muhakkak takip etmeleridir. Bu şekilde bir sene içinde zaten gayet bilgili ve donanımlı hale gelip kendi beğeni çizgilerini oluşturmuş olacaklardır. İnanın bilinçli alım yapan koleksiyonere piyasamızın çok ama çok ihtiyacı var. Tabii her şeyde olduğu gibi bu da kişisel seviyede zaman ve çaba gerektiriyor.

Hazer Özil: Herhalde sanatçıları incelerken, keşfetmeye çabalarken ana endişeleri eser toplamanın vereceği finansal tatmin olmamalı. Bunun yanıltıcı sonuçları olabiliyor.

Pırıl Arıkonmaz : Sergi, fuar ve bienaller gibi sanat etkinliklerinin mümkün olabildiğince takip edilmesi ve sanat yayınlarının bolca okunması ile zamanla oluşacak birikimin alımlarla şekilleneceği an, artık ‘iç sesleri’ dinleme zamanıdır diyebilirim. Koleksiyonerlerin mutlaka sevdikleri işleri almalarını ve sonrasında koleksiyonlarına dahil ettikleri sanatçıların yıllar içinde de takibini yaparak yola devam etmelerini, salt piyasa değerleri üzerinden ilerlemelerinden de özenle uzak durmalarını önerebilirim. Ayrıca, mükemmel koleksiyonları sıkıcı bulduğumu ve risk alınmış koleksiyonların çok daha özgün ve heyecan verici olduklarını da eklemeliyim.

Son yıllarda sanat piyasasında yaşanan değişiklikler ve Türk çağdaş sanatının dünyadaki yeri üzerine düşünceleriniz neler?

Selin Söl: Son 3-4 sene içinde Türkiye’de sanata, sanatçılara ve sergilere ilgi inanılmaz derecede arttı. Galeri, fuar ve sanat kurumu sayısında da artış yaşandı. Contemporary İstanbul gibi fuarlara katılan yabancı galerilerden satışlarından çok memnun kalıp, İstanbul da galeri açanlar dahi oldu. Diğer taraftan sanatseverler de daha fazla yurtdışına açılmaya ve yabancı sanatçıları tanıma fırsatı yakaladılar. Bence kesinlikle bir yükseliş var ama taşların yerine oturması biraz daha zaman alacaktır. Türk çağdaş sanatı son dönemde kayda değer bir atılım içinde olsa da bence yurtdışında tam olarak yer edinebilmiş değil, bunu da yurtdışından davet alan, sergi açan veya tanınan sanatçılarımızın sayısının azlığından tahmin edebiliriz.

Hazer Özil: Türk alıcısı ortaya çıkmaya devam eden alternatiflerle birlikte artık gerçekten tek bir profile sahip değil. Son 15 yılda gözle görülür düzeyde zenginleşen bir ortamla karşı karşıyayız. İnsiyatifler, sanat yayınları, genç sanatçılara yönelen ilgi, yetenekleri keşfetmeye çok önem veren bir koleksiyoner profili oluşmasını sağladı.Bu hızın getirdiği bir takım yanılsamalara düşmemek gerekiyor. Türk çağdaş sanat piyasası hala çok yeni ve kat edeceği çok yol var. Dünyada alıcısı olan sanatçılarımızın sayısına ve bu sayının ne hızla arttığında bakmak gerek bu ilerleyişin değerlendirmesini yapabilmek için.

Pırıl Arıkonmaz : Çağdaş Türk sanatının, keşfedilecek taze bir bölge olarak globalleşen dünyada öne çıkışına ve birçok Türk sanatçının uluslararası arenalarda yer buluşuna son yıllarda sıklıkla şahitlik ediyoruz. Özellikle son on senede Türk çağdaş sanat ortamında baş döndürücü bir hızla yaşanan gelişmelerin, keskin bir biçimde öne çıkan pazar/piyasa kısmının, henüz yeni yeşeren bu alana zarar verdiğini düşünmekteyim.

Sanatçı portfolyonuzu yaparken ve farklı kuşaktan isimleri bir araya getirirken kriterleriniz neler ?

Selin Söl: Temsil edeceğimiz sanatçıyı seçerken elbette ki, yaptığı çalışmalar kadar katıldığı sergiler, residency’ler ve aldığı burslara bakıyoruz. Bir sanatçının CV sinini kendi kariyer planlamasındaki hedefin ve azmin önemli bir göstergesi olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında sanatçının görüşünün ve eserlerinin yaratıcı ve özgün olması benim için çok önemli kriterler.

Hazer Özil: Temsil ettiğimiz sanatçıların profiline baktığımızda Türkiye’li genç ve özgün bir sanatçının da, Türkiye ve dünyada güncel sanata yön vermiş isimlerin de yer aldığını görüyoruz. Dirimart 2002 yılında kurulduğundan bu yana adım adım uluslararası bir network oluşturdu. Bu network hem sanatçı hem koleksiyoner bazında bizim için çok önemli.

Pırıl Arıkonmaz : Pg Art Gallery, açılışından bugüne çalışmaya devam ettiği Günnur Özsoy, Kemal Tufan gibi isimlerin dışında son on yıldır farklı disiplinlerde üretim yapan sanatçılara da yer veriyor. Kerem Ozan Bayraktar, Ayse Gül Süter ya da Candaş Şişman gibi sanatçılarla teknolojinin işlere dahil edildiği, yeni medya sanatının öne çıkartıldığı farklı sergilere ev sahipliği yapmaya özen gösteriyoruz. Temsil edilen sanatçılarla uzun soluklu birliktelikler kurmak ise galeri misyonunun başında geliyor

Sizi diğer galerilerden ayıran belirleyici özelliğiniz ve bir galeriyi başarılı kılan özellikler nelerdir?

Selin Söl: Galerimin kırk yaş altı çağdaş Türk sanatçıları seçip onları piyasaya tanıtmak, lanse etmek ve desteklemek gibi bir misyon üstlenmesidir. Farkımızın bundan ve devamlı sanatçı araştırmak ve takip etmekten kaynaklandığını düşünüyorum. Tabii benzer şekilde galeri portfolyosu içinde genç sanatçılara yer veren başka galeriler de muhakkak ki var. Bence galerilerin sanat piyasası sektörü içinde adeta iyi bir süzgeç işlevi görmesi gerekli. Gelecek vaat ettiğini düşündüğü sanatçıları seçip ön plana getirmesi ve desteklemesi en önemli görevidir. Benim hayalim her zaman için Daire’nin, sanatçılarının başarılarıyla birlikte büyümesi olmuştur.

Hazer Özil: Dirimart yeniliklere açık, gelişmeleri takip eden bir galeri. Oturmuş kimliğinin yanında yeni oluşumları her zaman heyecanla takip eden ve Türkiye güncel sanatı için bunun önemini bilen bir galeri. Bu dengeyi kuran, vizyon sahibi bir galerinin başarısız olması için bir sebep yok. Bunu yapmak bir galerinin sürekliliği ve dinamizmi için en önemli nokta. Dirimart sanatçılarını büyük bir titizlikle seçiyor. Genelde amaç sanatçılarla samimi bir bağ kurmak, onları özgürce üretmek noktasında desteklemek, fuarlar ve sergiler kapsamında da hedef kitleyle buluşturmak. Dirimart kurulduğundan bu yana hiçbir zaman sadece ticari kaygıyla güdümlü bir galeri olmadı. Sanatçı ve galeri arasındaki dengeyi kurabilmek, bu dengenin oluşup oluşamayacağını, sanatçının beklentilerini tartarak öngörmek ve karşılıklı beklenti ve haklara saygı duyarak oluşan ilişkiyi yürütmek çok önemli. Bu zaten devam etmek için ihtiyaç duyduğumuz finansal geri dönüşümü sağlıyor. Bir galeriyi başarılı kılan çok önemli bir özellik sanatçıya kendine ait bir alan sunabilmesi, onu kısıtlamamasıdır.

Pırıl Arıkonmaz : 1993’te kurulan galeri 21 yıllık deneyimini, yeniliklere her zaman açık olan yönüyle harmanlayarak sanatsevere taze öneriler sunmaya devam ederken, sanatçılarının özgürce üretim yapmaları için gerekli platformu oluşturan ve proje bazlı yaklaşımlarını destekleyen yönüyle öne çıkıyor. Sanatsal bakış açısının ve duruşunun temsil ettiği sanatçılar üzerinden kolayca okunabildiği, güvenilir ve özgün özellikleriyle anılan, çağı yakalayan duruşuyla, global yapıya sahip istikrarla yoluna devam eden galeriler bence her zaman başarılıdırlar.


print